1965 yapımı gizli kalmış cevherlerden olarak bahsediyor filmden Sinema, Mayıs 2012 sayısı. Kütüphanemizin arşivinde bulamadım, arıyorum hala başka adreslerde...
Filmin IMDb puanı, sizin için de kriterse, 7.3. Ivan Passer tarafından 1965'te çekilen film, 1966 yılında izleyicisi ile buluşmuş...
Izleyenlerin defalarca tekrar izlemesi
daha da heveslendirdi bizi filmi bulma konusunda..
Bulup izledikten sonra fikrimcesini misafir edecegim OTE´denBERI´de...
6 Mayıs 2012 Pazar
Intimni Osvetleni
Etiketler:
IMDb
,
Ivan Passer
,
izle ama...
,
Sinema
Masumiyet Muzesi
Arkadaş baskısıyla okuduğum kitaplardan biriydi Masumiyet Muzesi.
Muzenin açılışını sabırsızca bekleyen OTE`denBERI dostluğuna sarıldığım kendini bilir`e duyurulur. Kitaplarımızı alıp gidelim mi ?
Hürriyet`in haberi ile...
Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk'un 2008'de yayınlanan ‘Masumiyet Müzesi’ adlı romanının müzesi 28 Nisan’da kapılarını açtı.
Masumiyet Müzesi bir romandan esinlenerek kurulan ilk müze olma özelliğini taşıyor. Çukurcuma Caddesi üzerinde üç katı, 1897 yapımı tarihi bir binada yer alan müzede, Istanbull’un 1950-2000 yılları arasındaki gündelik hayatına dair sırlar taşıyan eşyalarla birlikte fotoğraf ve filmler de yer alıyor.
Istanbul’un sırlarını yansıtan Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un romanını okuyanlar kadar okumayanların da ilgisini çekecek.
Müze, romanın kahramanları Kemal’in, büyük aşkı Füsun’u hatırlatan eşyaları toplayıp bir müzede bir araya getirmesi fikrini hayata geçiriyor. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Istanbul’daki gündelik hayatı temsil eden bu eşyalar, müzede özenle düzenlenen kutular ve vitrinlerde sergileniyor.
KİTABINIZ BİLETİNİZ
İstiklal Caddesi ile Tophane arasındaki müze, Firüzağa Mahallesi, Çukurcuma Caddesi’nde. Pazartesi günleri kapalı olan Masumiyet Müzesi, Cuma günleri 10:00 -21:00 saatleri arasında gezilebilirken, diğer günlerde 10:00 – 18:00 saatleri arasında açık.
Müzeye giriş ücreti tam 15 TL, öğrenci 10 TL. Masumiyet Müzesi kitabıyla gelen sayfaların arasındaki bilet sayesinde müzeyi ücretsiz ziyaret edebiliyor.
3 Mayıs 2012 Perşembe
Yaşamaya Mecbursun
ÖTE'denBERİ ve çocuklarımızın, çöpe gideceğine çocuklar içsin formülü ile ucuz politikalara bulaştırıldığı bugünlerde de YAŞAMAYA MECBURUZ !
Bulutsuzluk Özlemi
Konser Tekvimi için ayrıca bakınız; http://www.bulutsuzluk.com/Icerik.asp?id=26
http://www.anatolianrock.com'un/ haberi
Bulutsuzluk Özlemi; 4 Mayıs 2012, Cuma akşamı Istanbul Live’da eski efsanevi gitaristleri Akın Eldes ve Serdar Öztop ile buluşuyor!
Türkiye’de birçok ilke imza atan ve kendi türünün ilklerinden biri olma özelliği taşıyan efsanevi rock grubu Bulutsuzluk Özlemi; müzik piyasasına 1986 yılında, kendi adını taşıyan ilk albümle adım attı. 20 yılda toplam 7 albüme ve binlerce konserle imza atan grup, son albümü “Zamska”yı 2009 yılında çıkardı. Bugüne kadar kaydettiği albümler ve Türkiye’nin her yerinde verdikleri sayısız konserle, müzikseverlerin aklından hiç çıkmayacak bir yer edinen Bulutsuzluk Özlemi, Türk rock müziğine, yazdığı benzersiz sözlerle damgasını vurdu.
4 Mayıs 2012, Cuma akşamı Istanbul Live’da, Efes Dark sponsorluğunda gerçekleşecek konserde Nejat Yavaşoğulları, Sina Koloğlu, Sunay Özgür, Deniz Demiröz ve Gencay Kıymaz’dan oluşan şu anki kadrosuyla Bulutsuzluk Özlemi; ilk gitaristleri Akın Eldes ve ikinci gitaristleri Serdar Öztop ile bir araya gelerek dinleyicilere adeta bir müzik ziyafeti sunacak.
Major Müzik Organizasyon – Eyüp İblağ’ın program yönetimini devraldığı Istanbul Live; yeni sezonda sadece iyi müzik yapan isimlere yer verme politikasıyla yola çıktı. Istanbul Live’da ayrıca, izleyicilerin konser öncesi ve sonrasında yine iyi müzik eşliğinde vakit geçirebilecekleri bir “Lounge Bar” açıldı. Ziyaretçiler, 3. katta bulunan canlı müzik salonuna; giriş katındaki bu “Lounge Bar”da Lounge Bar özel asansör ve merdivenleri kullanarak giriş yapıyor. Istanbul Live, böylece izleyicisine giriş katında özel bir servis sunuyor.
İstiklal Caddesi Ağa Camii’nin sokağında bulunan Istanbul Live’da, gerçekleşecek konserlerin kapı açılış saati 21:00. Konser biletleri Biletix’ten ve Istanbul Live’dan temin edilebilir.
Etiketler:
Akın Eldes
,
Bulutsuzluk Özlemi
,
Demir Demiröz
,
dinle ama...
,
Gencay Kıymaz
,
Nejat Yavaşoğulları
,
ROCK
,
Serdar Öztop
,
Sina Koloğlu
,
Sunay Özgür
"Devlet sansürü sizi HAKİKATTEN kurtarır."

Dünya Basın Özgürlüğü gününde, ÖTE'denBERİ düşünen ve düşündüren, düşündükleri ve düşündürdükleri sebebiyle kilit altına alınan bütün kalemlerin serbest kalacağı günü özlüyoruz...
Kaygılarımızı gerekli kılan bir reçete sunuyor BBC Türkiye'nin bugün tarihli haberi;
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü günü için dünyanın dört yanında kutlamalar ve toplantılar düzenleniyor.
Kısa adı RSF olan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün verilerine göre 2011 yılında dünya çarpında 66 gazeteci öldürüldü.
RSF'nin verileri 2011'de 1044 gazetecinin tutuklandığını, 1959 gazetecinin saldırıya uğradığını, 499 basın kurumunun sansüre mağruz kaldığını, 71 gazetecininse rehin alındığını ortaya koyuyor.
RSF, 2012'nin ilk dört ayında ise 21 gazetecinin öldürülüp 161'inin hapse atıldığını bildiriyor.
'En fazla sansür uygulayan 10 ülke'
ABD merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ise yayınladığı son raporunda dünyada en fazla sansür uygulayan ülkeleri belirledi.
Afrika ülkesi Eritre'nin başı çektiği listede yer alan diğer ülkeler şunlar: Kuzey Kore, Suriye, İran, Ekvador Ginesi, Özbekistan, Birmanya, Suudi Arabistan, Küba ve Belarus.
CPJ ve birçok basın örgütü değerlendirmelerini farklı kriterler üzerinden yapabiliyor.
ABD merkezli Freedom House'un '2012 Basın Özgürlüğü' raporuna göre Türkiye ise 121. sırada.
Türkiye, RSF'nin 179 ülkeden oluşan basın özgürlüğü listesinde ise yine gerilerde, 148. sırada yer alıyor.
Türkiye'deki 93 basın meslek örgütünü bünyesinde barındıran Gazeteciler Özgürlük Platformu'nun (GÖP) Dünya Basın Özgürlüğü Günü'yle ilgili açıklamasında ülkede 100'e yakın gazetecinin hapiste bulunduğu belirtildi.
GÖP'e göre bu sayı geçen yılın 3 Mayıs'ında 60 idi.
Gazeteciler hakkında açılmış davaların 10 bini bulduğu belirtildiği açıklamada 'oto sansürün de gazeteciler arasında virüs gibi yayılmasına' dikkat çekildi.
En özgür ülkeler Kuzey Avrupa'da
Freedom House'un listesinde basın özgürlüğü alanında en özgür ülkeler Kuzey Avrupa'da yer alıyor.
197 ülkelik listede Finlandiya birinci sırada yer alırken bu ülkeyi Norveç, İsveç, Belçika, Danimarka ve Lüksemburg takip ediyor.
ABD listenin 24. sırasında yer alırken İngiltere ise 31. sırasında.
Listenin son sırasında ise Kuzey Kore yer alıyor.
Etiketler:
bbc
,
İnsan ve Toplum
,
Karikatür
,
nehaber?
2 Mayıs 2012 Çarşamba
çalışan çocuklar
basit yaşamak
Hapsolmuşken..
İhtiyaç fazlası "şey"ler ihraç fazlası adıyla küçülüp parmaklamışken henüz kazanmadıklarımı.. Kumandanım olmuşken on altı haneli bir sanal servet, dilimde bir başlık kalır ÖTE'denBERİ, dilimde sürünür bir başlık ...
b a s i t y a ş am a k !
basit yaşamak hayat kurtarır
...ve tabiki Nazım HİKMET'in kaleminden ezberimde bir şiir, saygıyla anarak kalemini yer buluyor burada; Basit Yaşamak
Basit yaşayacaksın, basit.
Mesela susayınca su içecek kadar basit...
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi...
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin "Seni Seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin, hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek, sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış, eğri büğrü bir mektup olacak,
En değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını; bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak, Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
Ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın, nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
Parmakların en kıymetli çatalın, yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak, avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana, kontraplak bir gitarda doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu,
Makyajı, ilk "a"sına kadar bilmen yetecek, temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak "bilemeyişin".
Tek dereden su getirmen yetecek, bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak, "bilgini" en hızlı "sayan".
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...
Çay, simit ve peynirle, Nazım HİKMET...
Mesela susayınca su içecek kadar basit...
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi...
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin "Seni Seviyorum" gibi.
Basit bir öpücük yetecek sana...
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin, hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek, sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış, eğri büğrü bir mektup olacak,
En değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını; bakışların bile anlatabilecek kendini.
Beklentilerin de basit olacak, Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
Ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın, nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
Parmakların en kıymetli çatalın, yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender'in kılıcı duracak, avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana, kontraplak bir gitarda doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu,
Makyajı, ilk "a"sına kadar bilmen yetecek, temizlik kokacak en pahalı parfümün.
"Bilmiyorum" diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak "bilemeyişin".
Tek dereden su getirmen yetecek, bir "istemiyorum" diyebilmeye,
Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak, "bilgini" en hızlı "sayan".
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...
Çay, simit ve peynirle, Nazım HİKMET...
Etiketler:
İnsan ve Toplum
,
Nazım HİKMET
,
şiir
Bilmelisin ki.../ Can Yücel
... tabiki ÖTE'denBERİ kalemine sarıldıklarımız var. 7 yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapmış Hasan Ali YÜCEL'in oğlu... Baba ve oğulu burada buluşturmadan önce şiir düştü aklıma. Tam da sırası. Bilmelisin ki ...
Muharrem AKTEN'in
çizgileri ile...
C
A
N
Y
Ü
C
E
L
Bilmelisin ki…
çizgileri ile...
C
A
N
Y
Ü
C
E
L
Bilmelisin ki…
Duvarda asılı diplomalar insanı insan yapmaya yetmez.
Bilmelisin ki …
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.
Bilmelisin ki...
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında
çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Bilmelisin ki...
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
Gerçek aşkların da!
Bilmelisin ki...
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
Bilmelisin ki...
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Aile hep insanın yanında olmuyor.
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil
Bilmelisin ki...
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Bilmelisin ki...
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Bilmelisin ki...
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz
Bilmelisin ki...
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.
Bilmelisin ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Etiketler:
Can YÜCEL
,
Hasan Ali YÜCEL
,
İnsan ve Toplum
,
Muharrem AKTEN
,
şiir
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)








